Mezhep İmamları

İmam-ı Ahmed bin Hanbel

İmam-ı Ahmed bin Hanbel

Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Hanbelimezhebinin reisidir.

164 (m. 781) senesinde Bağdat’ta doğdu. 241 (m. 855)’de Bağdat’ta vefat etti. Aslen Basralıdır. Babasının ismi Muhammed bin Hanbel’dir.

Babası daha o çok küçük yaşta iken vefat etmiştir. Onun yetişmesi ile annesi ilgilenmiştir. Küçük yaşta iken ilim tahsiline başlamıştı. Bu sırada Bağdat önemli bir ilim merkezi idi. Burada hadis âlimleri, kıraat âlimleri, tasavvufta yetişmiş büyük zatlar ve diğer ilimlerde yetişmiş kıymetli âlimler bulunuyordu. Önce Kur’an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra lügat, hadis, fıkıh, Sahabi ve Tabiin rivayetlerini öğrendi.

Emsali arasında ciddiyeti, takvası, sabrı, metanet ve tahammülü ile meşhur olmuştur. Bu hali, henüz 15-16 yaşlarında iken temas kurduğu âlimlerin dikkatini çekmiştir. Heysem bin Cemil onun hakkında, daha o sırada şöyle demiştir: “Bu çocuk yaşarsa, zamanındakilerin ilimde hücceti (rehberi) olacaktır.”

Okumaya devam et

Reklamlar
Categories: Mezhep İmamları, İmam-ı Ahmed bin Hanbel | Yorum bırakın

İmam-ı Malik

İmam-ı Malik

Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Malikimezhebinin reisidir.

İmam-ı Malik Hazretlerinin Kabri Şerifi

Adı, Malik bin Enes’dir. 90 (m. 709) senesinde Medine’de doğdu. 179 (m. 795)’de yine Medine’de vefat etti. Eshab-ı kiramdan olan dedesi Ebu Amr’dır.

Tebe-i tabiinden olan imam-ı Malik, ilim ve hadis rivayetiyle meşgul olan bir ailede ve çevrede yetişmiştir. Dedesi Malik, babası Enes ve amcası Süheyl, hadis rivayeti yapmışlardır. Yaşadığı muhit, Peygamber efendimizin yaşamış olduğu ve İslam’ın hükümlerinin vaaz edildiği ve çok ilim ehlinin bulunduğu Medine-i münevvere idi.

Önce Kur’an-ı kerimi ezberledi. Kendisinin isteği ve ailesinin yardım ve teşvikiyle ilim öğrenmeye başladı. Bu hususta kendisine en çok annesi ilgi göstermiştir. Annesine, ilim tahsiline gitmek istediğini söyleyince, ona en güzel elbiselerini giydirerek sarığını sarıp: “Şimdi git, oku, yaz” demiştir. Ayrıca oğluna zamanın meşhur âlimi Rabi’at’ur Rey’in yanına gitmesini, ondan ilim ve edep öğrenmesini söylemiştir. Bu teşvik üzerine Rabi’a bin Abdurrahman’ın derslerine devam edip, genç yaşta re’ye dayanan fıkıh ilmini öğrendi Diğer âlimlerin de derslerine devam etti ve bilhassa yanından hiç ayrılmadığı hocası Abdurrahman bin Hürmüz’ün derslerinden çok istifade etmiştir.

Okumaya devam et

Categories: Mezhep İmamları, İmam-ı Malik | Yorum bırakın

İmam-ı Şafii

İmam-ı Şafii

İmam-ı Şafii Hazretlerinin Türbesi

Cennet ile müjdelenmiş olan Ehl-i sünnet vel-cemaatin dört büyük mezhebinden biri olan Şafiimezhebinin reisidir.

Adı, Muhammed bin İdris’tir. Dedesinin dedesi Şafi, Kureyş kabilesinden ve eshab-ı kiramdan olduğu için, Şafii adı ile meşhur olmuştur. Şafi’in dedesinin dedesi de Haşim bin Abdi Menaf’dır.

150 (m.767) senesinde Gazze’de doğdu. 204 (m.820)’de Mısır’da vefat etti. Kabri, Kurafe kabristanlığında büyük bir türbe içindedir.

Henüz beşikte iken babası vefat etmişti. Annesi onu iki yaşında, asıl memleketleri olan Mekke’ye getirdi. Orada büyüdü. Yedi yaşına gelince Kur’an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra ilim öğrenmeye başladı.

Daha küçük yaşta iken Mekke’de bulunan zamanın meşhur âlimlerinin derslerine ve sohbetlerine devam etmeye başlamıştır. Kendisi, ilim öğrenmeye başladığı bu ilk günleri için şöyle demiştir: “Kur’an-ı kerimi ezberledikten sonra devamlı Mescid-i harama gidip, fıkıh ve hadis âlimlerinden pek çok istifade ettim. Fakat çok fakir idik, bir yaprak kağıt almaya bile gücümüz yoktu. Derslerimi ve öğrendiğim meseleleri yazmakta çok sıkıntı çekerdim.”

Okumaya devam et

Categories: Mezhep İmamları, İmam-ı Şafii | Yorum bırakın

İmam-ı A’zam Ebu Hanife

İmam-ı A’zam Ebu Hanife Hazretleri, tarihte yaşamış bir şahsiyet olarak incelendiğinde karşımıza son derece dikkat çekici özelliklere sahip biri olarak çıkar. Onu anlatmak, hayatını incelemek, düşüncelerini aktarmak, bir makalenin değil, geniş hacimli biyografik çalışmaların harcıdır. Ne var ki, bazı vesilelerle, böylesi şahsiyetlerin hayat hikâyelerinden özetle de olsa bahsetmek birtakım hayırlara vesile olabilmektedir. Biz bu yazımızda, bir İslam âliminin, bir müctehidin nasıl aynı zamanda bir “Veren El” olabildiğine ve Allah Teala’nın kendisine bahşettiği serveti nasıl bir nezaket ve zerafet ölçeğinde insanlarla paylaşabildiğine dikkat çekeceğiz. Önce detaylara girmeden, bu değerli şahsiyetin hayat hikâyesine değinelim isterseniz…
İmam-ı A’zam Ebu Hanife Hazretleri, m.699 yılında Kufe’de dünyaya geldi. Babası Sabit, oğluna Numan ismini verdi. Bir zamanlar Hz. Ali (ra) Efendimizle görüşme şerefine nail olan Sabit ondan kendisi ve nesli için dua talep etmiş ve Hz. Ali de bu isteğinin gerçekleşmesi için dua ve niyazda bulunmuştu. Kim bilir belki de oğlu Numan’ı İmam-ı A’zam kılan, bu duanın kabulüydü… Numan, ilk gençlik yıllarında tüccar olan babasını izleyerek kumaş ticaretine atıldı ve alışverişteki dürüstlüğüyle ün yaptı.
Categories: İmam-ı Âzam Ebu-Hanife | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: